Meyan Kökü Nedir
Avrupa meyan kökü 1 -2 metre boylarına erişen çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları 30 cm’lik oval yaprakçıklara bölünmüş yapıdadır. Küçük, sarı, mavi ve ya mor bezelyemsi çiçekleri kısa başaklar tarafından taşınmaktadır. Çin meyan kökü (G. uralensis) ve Avrupa meyan kökü dönüşümlü olarak kullanılmaktadır. Çin meyan kökü 13 ile 17 karşılıklı yaprakçığa sahip olmaktadır. Tomruklar ve çiçek demetleri beremsi benekler ile çevrili olmaktadır. Leylak rengi çiçeği Haziran’dan Ağustos’a kadar açmaktadır. Ana kök derin ve keskin bir köktür; toprağın yüzeyinden aşağıya 2 metre kadar iner. Yerde sürünen yatay rizomları (yüzeyin hemen üzerindeki kökleri) ana köklerden yayılmaktadır. Rizomları pazarda meyan kökünün kök kısmı satılır.
Meyan Kökü Çayı Demleme
Meyan kökü hemen her aktarda bulunan popüler bir bitkidir. Meyan kök şeklinde satın alındığı zaman, öncelikle bir bıçak yardımıyla küçük parçalara ayrılması gerekmektedir. Bir bardak kaynayan suyun içine 1-1,5 tatlı kaşığı meyan kökü eklenir ve 5-6 dakika süresince demlenmeye bırakılmalıdır. Meyan kökü çayı, bir çay kaşığı bal ve ya bir çubuk tarçın ilavesi yapılarak tatlandırılır.
Hazırlanan çay hem aç karnına hem tok karnına tüketilebilmektedir. Günde iki bardak sınırını geçmeyecek biçimde öğlen ve akşam yemeklerinin ardından tüketilmesi, meyan kökü çayından alınan faydayı artırıcıdır.
Meyan Kökü Çayı Yan Etkileri
Meyan kökü çayı, aşırı kullanılmadığı noktada güvenlidir ve herhangi bir probleme neden olmamaktadır. Meyan kökünde var olan glisirizinin günde 100 ile 200 miligramdan fazla tüketilmesi önerilmemektedir. Aşırı tüketildiği zaman vücutta potasyum seviyesini düşürücüdür. Aynı zamanda, kalp ritmi düzensizliği, kap yetmezliği, yüksek tansiyon ve ödem oluşumu gibi riskler meydana gelebilmektedir.
Hipokalemi (potasyum düşüklüğü), kilo artışı ve kas zayıflığı yaşanabilir. Aşırı tüketimi yaşandığında toksik etkiye yol açabilir; yani meyan zehirlenmesi vakaları ortaya çıkabilir.
Bu durumda vücutta var olan sodyum depolanmasına bağlı olarak yaşanan “kortikosteroid sendromu” sorununu tetikleyebilmektedir. Toksisite semptomlarından bazıları; elektrolit dengesizliği, ödem, kan basıncı artışı, kilo artışı, kalp problemleri ve güçsüzlük sayılabilmektedir. Bazı hallerde yorgunluk, nefes darlığı, böbrek yetmezliği ve felçler meydana gelebilmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder